Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
    Doğu Türkistan yalnız değil
    11 Şubat 2019 Pazartesi 09:00

    Doğu Türkistan yalnız değil

    Çin’in Doğu Türkistan Müslümanlarına yönelik asimilasyon politikaları ve toplama kamplarındaki zulüm, Türkiye’yi ayağa kaldırdı. İstanbul başta olmak üzere birçok şehirde sabah namazında buluşan vatandaşlar Uygurlar için dua etti.

    Protesto gösterilerinde de “Türkistan halkı yalnız değil” sloganları atıldı. Çin’deki toplama kampları ve Uygur Türkleri’ni asimile etme politikalarına yönelik tepkiler yurtdışına taştı. ABD’de göstericiler New York’taki Çin Başkonsolosluğu’nun karşısında Türkiye ve Doğu Türkistan bayraklarıyla toplandı. Grup, “Başını çevirip ilgisiz kalma”, “Uygurları öldürmeyi durdurun” yazılı pankartlar taşıdı.

    Doğu Türkistan Müslümanlarını toplama kamplarına mahkum eden Çin’e yönelik Türkiye’nin dile getirdiği tepki dünyada ses getirdi. Camiler ve elçilikler önünde toplanan yüzbinler “Uygur Türkleri yalnız değildir” diye haykırdı. Pekin ise Ankara’ya cevabında, skandal kampları yok saydı.

    Türkiye’nin Çin’e yönelik net uyarısı, Doğu Türkistan’daki zulme karşı tepkileri tek ses etrafında birleştirdi. Yurdun pek çok kentinde dün sabah namazının ardından toplanan vatandaşlar, Pekin yönetiminin ‘Sincan’ olarak adlandırdığı bölgede Uygur Türklerine yönelik sürdürdüğü asimilasyonu tel’in etti. Çin’e yönelik protesto dalgası yurtdışına da taştı.

    Başta ABD’nin New York şehri olmak üzere bazı ülkelerdeki Çin temsilcilikleri önünde gösteri yapan Müslümanlar, Sincan’daki mazlumların yanında olduklarını haykırdı.

     

     

     
     
    New York’un Manhattan bölgesindeki Çin Başkonsolosluğunun karşısında Türkiye ve Doğu Türkistan bayraklarıyla toplanan göstericiler, ‘Doğu Türkistan’a özgürlük’, ‘Başını çevirip ilgisiz kalma’, ‘Uygurları öldürmeyi durdurun’ yazan pankartlar ve attıkları sloganlarla Uygur Türklerine yönelik baskıların bir an önce durdurulmasını istedi.

    DİĞER ÜLKELER DE KATILMALI

    “Çin makamlarını Uygur Türklerinin temel insan haklarına saygı göstermeye ve toplama kamplarını kapatmaya davet ediyoruz. Uluslararası toplumu ve BM Genel Sekreterini de Sincan bölgesindeki insanlık trajedisinin sona erdirilmesi için etkin adımlar atmaya çağırıyoruz” şeklindeki Türk Dışişleri açıklaması İnsan Hakları İzleme Örgütü’nü (HRW) de harekete geçirdi.

    HRW Direktörü Kenneth Roth, Uygur Türklerine yönelik ‘korkunç tutumu’ dolayısıyla Çin’i doğrudan eleştiren ilk Müslüman ülkenin Türkiye olduğunu belirterek, “Şimdi diğer hükümetlerin de Türkiye’ye katılma zamanıdır” dedi. Türkiye’nin, Çin’in zorla İslam’ı terk etmeleri için 1 milyon Uygur Müslümanına yönelik toplu tutuklamalarına tepki gösterdiğini vurgulayan Roth, sosyal medya hesabında şunları yazdı:

     
     
     
    MELBOURNE

    BM SORUŞTURMA AÇSIN

    “Türkiye, (Uygur Türklerinin) ‘toplama kamplarında ve hapishanelerde işkence ve siyasi beyin yıkamaya maruz bırakıldığına’ dikkati çekti. Bu büyük bir mesele: Çin’i Uygur Müslümanlarına yönelik korkunç tutumu dolayısıyla doğrudan eleştiren ilk Müslüman ülke ve bu konuda en güçlü Müslüman çoğunluğa sahip ülkelerden biri. Şimdi diğer hükümetlerin de Türkiye’ye katılma zamanıdır. Bir sonraki adım, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyinin, Çin’in Sincan bölgesindeki Uygurlara ve diğer Müslümanlara yönelik zulmü hakkında soruşturma başlatması olmalıdır.”

     

     

     
     
    Doğu Türkistan’da yüzbinlerce kadın, Çin polisi tarafından gözaltına alınıp kamplara götürülen eşlerinden yıllar boyu haber alamıyor.
    • Çin inkar ediyor
    • Uygurlara yönelik zulme son verilmesi için Ankara’nın iyi niyetli mesajına Çin’den ciddiyetsiz bir açıklama geldi. Türk Dışişleri’nin tepkisine yazılı bir bildiriyle cevap veren Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği, dünyanın gözü önündeki toplama kamplarını yok saydı. Dışişleri Sözcüsü Hami Aksoy’un sözlerinin gerçeği yansıtmadığını iddia eden Pekin yönetimi, ülkede ‘3 şer güç’ ile mücadele edildiğini, bunların ‘etnik bölücülük, dini aşırıcılık ve şiddet/terör’ olduğunu belirterek, Uygur Türklerini ‘eğitilmesi gereken radikal teröristler’ şeklinde göstermeye çalıştı.
    • Müslümanların kamplarda tutulduğunu kabul eden Çin tarafı, fakat bunların toplama kampı değil ‘mesleki eğitim merkezleri’ olarak adlandırdıklarını bildirerek şu iddiada bulundu: “Mesleki eğitim merkezlerinin en önemli hedefi, terör ve aşırıcılıkla mücadeledir; ana programları ‘3 öğrenme ve bir giderme’ olarak özetlenen bu merkezlerin amacı ulusal dili, hukuki bilgileri ve mesleki becerileri öğrenme ve aşırıcılığı gidermedir.”

     

     

     
     
    Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da da Uygur Türklerine yönelik insan hakları ihlalleri protesto edildi.

     

    Soykırıma izin verme

    İstanbul, İzmir, Bursa, Kahramanmaraş, Erzurum, Erzincan, Van, Hakkari, Kocaeli, Edirne, Adana ve Osmaniye başta olmak üzere dün yurdun her yanında yüzbinler, sabah namazının ardından gösteri yaparak Çin zulmünü protesto etti. İnsan ve Medeniyet Hareketi (İMH) organizasyonuyla İstanbul’daki Fatih Camii avlusunda toplananlar, hep bir ağızdan ‘Zulme Karşı Duaya Kalk’, ‘Türkistan halkı yalnız değildir’, ‘İslam ümmeti kabul etme zilleti’ şeklinde sloganlar attı. Burada grup adına açıklama yapan Serkan Demirel, Doğu Türkistan’ı işgal eden Çin’in buradaki Müslüman-Türk kimliğini yok etmeyi amaçladığını belirterek şunları söyledi:

    ZİNDANDA 350 BİN KİŞİ

    “Çin, Doğu Türkistanlı Müslüman Uygurlara iki seçenek sunmaktadır. Ya asimile olup bir Çinli gibi yaşarsınız ya da ölürsünüz. Daha önce kültür devrimi adı altında yaptığı zulümleri yeniden hortlatan komünist dikta yönetimi bölgeye getirdiği Çinlileri, Uygurlularla kardeş ilan ettiğini söyleyerek her eve bir Çinli yerleştirme kararı aldı. Uygurlu kardeşlerim soykırım tehlikesi yaşamaktadır. Çin zindanlarında 350 bin Müslümanın bulunduğu tahmin ediliyor. Doğu Türkistanlıların gözü-kulağı Türkiye’de. Türk kardeşlerinden başka acılarını paylaşan ve acılarını sona erdirmek isteyen başka kimse yoktur. Bunun için Türkiye bir an önce Çin’e baskı yaparak gerekli girişimlerde bulunmalıdır.”

    ACININ RENGİ DEĞİŞMİYOR

    Van’daki Hüsrevpaşa Camii’nde toplanan vatandaşlardan İMH üyesi Mehmet Garip Cesur ise şöyle konuştu:

    “İnanç özgürlüğünü ayaklar altına alan Çin yönetimi, dine ait her şeyi yasaklamış durumda. Uygurlu Müslümanların çocuklarına Müslüman isimler vermesi, Müslümanların birbirlerine selam vermesi, Kur’an-ı Kerim okumak, dua kitabı ve bayrak bulundurmak, kadınlara başörtüsü takmak yasak. Zulmeden gerek Batılı emperyalistler olsun gerekse doğulu komünistler olsun, acının rengi hiç değişmiyor. İşgal edilen topraklar yine Müslüman toprağı, akan kan yine Müslüman kanıdır. Arakan’dan Doğu Türkistan’a, Filistin’den Yemen’e, Suriye’den Afganistan’a kadar yaşanan acılara engel olmak için her şeyden önce topluca Allah’ın ipine sımsıkı sarılmalıyız.”

     

     

    Kaynak:YeniŞafak

    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    GÜNDEM
    FAYDALI BİLGİLER
    MAGAZİN - KÜLTÜR - SANAT
    ANALİZ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Bağımsız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim