SAADETTİN ATEŞ / Yazar

    12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
    SAADETTİN ATEŞ / Yazar

    Ahmet Taşgetiren’e kendisini özgür hissetmesi için öneriler

    04 Şubat 2019 Pazartesi 10:34

    Bazen yaşadıklarımızı görünce inanın kafayı yiyecek gibi oluyorum. Bu adam bunu nasıl yazar ya da bu adam bunu nasıl yapar, demekten bi hal olduk.

    Düne kadar bizim açımızdan çok saygın olan İbrahim Kahveci, Ahmet Taşgetiren gibi tipler, küçük menfaat çatışmaları neticesinde öyle ilginç yazılar kaleme alıyorlar ki, akıl sağlığımızı kaybedeceğiz nerede ise…

    Akif Beki’yi hiç demiyorum, adam sadece AK Parti düşmanlığı yüzünden Trumpçı oldu, Madoru’ya sallıyor.

    Sanki Recep Tayyip Erdoğan’ın sözcülüğünü yapmamış gibi, yazılar yazıyor.

    AK Parti'yi eleştir ama bunlar eleştirmiyor, resmen kırıyor, yok etmeye çalışıyor, doğramaya çalışıyor.

    Olacak iş değil.

    Ahmet Davutoğlu tayfasıymış bunlar, öyle diyorlar, bir de bayan var, sanırım Elif Çakır’dı ismi…

    Hanımefendi, inanın sanki bütün birikimini AK Partiye, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a sallamak için edinmiş.

    AK Partinin beyaz dediklerinin tamamı kara, kara dediklerinin tamamı ise ak…

    Hanımefendinin yazıları böyle…

    Bekir Coşkun, Emin Çölaşan, Yılmaz Özdil falan halt etmiş yanlarında, öyle yazılar yazıyorlar ki, şaşkın şaşkın okuyoruz.

    Yazı da yetmiyor, bulabildikleri her platformda sallıyorlar, AK Partiye, hükümete, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a…  

    Ahmet Taşgetiren şöyle demiş:

    “12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat dönemlerinde yazdım. Kendimi bu zamandaki kadar kısıtlı bir duygu içinde görmedim.”

    12 Eylül döneminde yazacak gazete mi kalmıştı?

    12 Mart’ı ben bilmem ama 28 Şubat’ı çok iyi biliyorum, bulunduğum televizyon kanalına askeriyeden yazı gelmişti, yayın ilkeleri anlatılmıştı.

    Annesinin başı örtülü diye, lojmanların içindeki okula çocuğu almıyorlardı, haberini yapmamız ise kapanmamız anlamına geliyordu, saatlerce tartmış öyle yapmıştık haberi ve tabi yine de uyarı gelmişti.

    Bir de başörtülü bayanın haber okuyamayacağı ifade edilmişti.

    Emine Çift isimli bir bayan spiker arkadaşımız vardı, spikerliği bırakmıştı.

    Bazıları da başlarını açtı.

    Sonra gazeteciler akredite olmazsa hiçbir toplantıya katılamazlardı, ben mesela Sarı Basın Kartı sahibiydim ama Türk Yıldızları’nın gösterisini izleyememiştim, çalıştığım kurumdan dolayı.

    Almamışlardı beni.

    Çalıştığım kurumun genel müdürünün oğlunu, askeri okuldan atmışlardı.

    Ahmet Taşgetiren o kurumu da, o genel müdürü de bilir, çok dinlemiştir böyle olayları.

    Öz yurdumda garip olmanın ne demek olduğunu o günlerde anlamıştık.

    Ve Ahmet Taşgetiren o günlerden bile daha kötü olduğumuzu söylüyor.

    Bunu FETÖ’cüler yargılanıyor, milleti dinle kandıran din bezirganları yargılanıyor diye ifade ediyor.

    Ne yazdı da, kendisini kısıtladılar?

    Sözcü, Evrensel, Birgün, Odatv, BBC Türkçe, Cumhuriyet, Duvar, T24 gibi yayın kuruluşları, nerede ise  her gün, yalan haber yapıyorlar, bakanlıklar adeta bunların yalan haberlerini düzeltmek için seferberler…

    Sadece bakanlıklar da değil, belediyeler, valilikler, üniversiteler…

    Hergün milletin seçtiği Cumhurbaşkanımıza olmadık hakaretler ediyorlar, ailesine, Cumhurbaşkanlığı makamına…

    Bir şey diyen var mı?

    Ahmet Taşgetiren niye geldi bu oyuna, niye ülkemizde basın özgürlüğü kısıtlanıyor, diyenlere malzeme verdi?

    Nedir amacı?

    Ne istedi de olmadı?

    Gerçekten üzücü bir tablo…

    Ahmet Taşgetiren'i hiçbir devlet kurumunun uyardığını sanmıyorum, hiçbir devlet kurumunun yazı telkin ettiğini sanmıyorum ama yine de Ahmet Taşgetiren kendisini kısıtlı hissediyorsa,

    Bunun nedeni patronu olabilir.

    Kendisine tavsiyemiz, o yayın kuruluşunda çalışmasın.

    Bak yukarıda ismini saydım, daha onlarcası var böyle yayın kuruluşlarının, birinde çalışsın, ABD, AB desteği de garanti, 7/24 Cumhurbaşkanımıza, hükümete, AK Partiye sövsün, milleti koyun sansın, Cumhurbaşkanımızı diktatör sansın, böyle devam etsin yoluna…

    15 Temmuza da tiyatro desin artık, kaptırdı ya kendini, yürüsün, kim tutar onu?

    Yazık yahu.

    Vallahi billahi yazık, Türkiye en büyük mücadelelerini verdiği bir süreçte, Cumhurbaşkanımız gecesini gündüzüne katarak ülkesine hizmet etmeye çalışırken hem de kendimizden bildiğimiz birinden bu darbe…

    FETÖ’yü bile eleştirmedin bu kadar be,

    Din bezirganlarını, din tüccarlarını bile eleştirmedin,

    Peki biz seni ve senin gibileri niye büyük sandık?

    Niye adam sandık?

    Asıl yanlış o muydu yoksa?

     

     

     

    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    GÜNDEM
    FAYDALI BİLGİLER
    MAGAZİN - KÜLTÜR - SANAT
    ANALİZ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Bağımsız Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim